10 Aralık 2011 Cumartesi, saat sabah 5:00. Hazırlık ve giyinmek için 30 dakika, Fulya’dan Caddebostan’a gitmek için 30 dakika. Hergele ve Azze son anda gelemiyor Beşiktaş’da durmak yok…
6:00′da Caddebostan migros önünde Özgür ve Berrak’la buluşuyorum ve yola çıkıyoruz. Tuzla’ya sahil yolundan gidiyoruz, geniş yol ve adalar manzarası sadece bize ait.
Sahil yolunun bitiminde bizi vinçler karşılıyor. Bir yönde gün doğarken diğer yönde büyük bir kayısı gibi görülen ay batıyor.
Bu sefer hazırlıklıyım, yanımda tripod var…
Berrak ve Özgür, o fotoğrafı istiyorum (:
Birazda ben…
Sahil yolundan sonra tersanelerin arkalarından Tuzla İskelesine varıyoruz.
Minik tekneler dolu denizde İTÜ’nün eğitim/araştırma gemisi dev gibi görünüyor.
Motosikletliler bir masaya sığmaz.
Saat 7:00 olmuş ama yalnızca börekçiler açık, bizim için farkeder mi… hayır tabi ki, şlop (:
Farklı motor bulunca bir bakmak lazım, gelenektendir…
Sahildeki kafeler açılana kadar ara sokaklarda turladık, Berrak bol bol video kaydı yaptı ve sonra Manastır iskele’de çay/kahve keyfine devam ettik.
Ve dönüş. Bağdat Caddesi’ne kadar aynı yollardan gittik, trafik yoğunlaşmaya başlamıştı. Bağdat Caddesinde ise sıkıcı denecek kadar yoğundu. Selami Çeşme civarında Özgür ve Berrak’la vedalaştıktan sonra hızlı bir sürüşle Fulya’ya geri döndüm.
O gün tekrar Caddebosta’na gidecektim ve sürpriz bir şekilde ilk artçılı sürüşümü gerçekleştirecektim…
İlk gezi: http://www.burakarub.com/istanbul-uyurken-gezileri-1/
Öncü geziler: http://www.burakarub.com/istanbul-uyurken/
İstanbul gece bir başka güzel, gelin gezelim (:
Burak Daylan.



























