‘teknoloji / technology’ kategorisi için Arşiv

Motosiklet Fuarı: Eurasia Moto Bike Expo 2012 Yaklaşıyor…

Cumartesi, 25 Şubat 2012

Eurasia Moto Bike Expo 2012, Motosiklet, Bisiklet ve Aksesuarları Fuarı 01 – 04 Mart 2012 tarihleri arasında İstanbul Fuar Merkezi / SALON 9 – 10 – 11 ‘de ziyarete açılacak.

Geçen sene yurtdışında olduğumdan gezemediğim fuara yine işler el verirse uzun bir zaman ayırmayı planlıyorum. geçen seneden beri çok fazla yeni model çıktı piyasaya. İlginin çok yüksek olacağını sanıyorum.
Yeni sezonu hararetle bekleyen motosikletlilerin koruma, giyim, aksesuar ve ekipman alış-verişi içinde tercih ettiği fuara gelirken eski de olsa koruma ekipmanlarınızı giymeden gelmeyin, görmeyeyim…

ZİYARET SAATLERİ:
1 Mart Perşembe 13:00 – 20:00
2-3 Mart Cuma-Cumartesi 09:30 – 20:30
4 Mart Pazar 09:30 – 19:00

2010 fuarı: fuar-motoplus-2010

kaynak: motobikeexpo

Kavramsal Tasarım: BMW GS Elektrikli Olsaydı…

Cuma, 24 Şubat 2012

BMW’nin GS serisi motosikletleri eğer elektrikli hale dönüşseydi nasıl görünürdü. Belki böyle belki de değil ama bu da bir fikir.

Pil teknolojisinin çok geliştiği ileri bir tarih için ise belki o büyük boşluk anlamlı olabilir veya kullanıcı tarafından anlamlandırılır ama yakın gelecek için ise oraya da batarya koyup macera sınırlarımı genişletmeye çalışırdım.

Kuyruk biraz zayıf olmakla birlikte tasarım genel olarak BMW açısından olmayacak bir modele de sahip değil.  Bilgisayar modeli olarak daha iyi modellenirse ve daha albenili bir animasyon yapılırsa daha ilgi çekici olabilir…

Yeni Model: BMW M6 Coupe ve Cabriolet…

Pazartesi, 13 Şubat 2012

560 beygir gücünde ikiz-turbo motoru ile yeni M6 500 nm. tork üretiyor. Motor 4.4 lt. hacminde bir V8. Kısaca hızlı bir araç.

Önceki 6 serisi gibi marjinal ve farklı değil ama yeni nesil BMW DNA’sını doğru yansıtıyor. Sıradan bir BMW demek istemiyorum ama kendimi o hisden de kurtaramadım. Bana bir 6 dan çok coupe 5 Serisi gibi görünüyor, çok beğendim o ayrı (:

 

kaynak: autoblog

Çamurdan tasarım…

Cumartesi, 04 Şubat 2012

Kil (clay) İle Çalışma:

Otomotivde tasarımın çizimden sonraki hali 1:5 ve daha sonra 1:1 ölçekli modeller olmuştur. İlk zamanlarda böyle teknolojik killer yoktu. Ustalar yumuşak ahşaplardan kocaman modeller yapıyorlardı. Kalıp alınabilmesi için 1:1 ölçekte bitmiş bir modele her zaman ihtiyaç olmuştur. Bu killerle tasarımcıya çok daha kolay şekil verilen bir malzeme verilmiştir ve esnek folyolarla birleşince, kil bir model prototip gibi görünebilir bu işlerden anlamayana…

Yeni tasarımlar modellenmeden önce 3 boyutlu ölçü kontrolü cihazıyla mevcut ürünler üzerinden referans ölçüler alınır.

Hazırlanan alt yapı üzerine yeni tasarlanacak bölümler 1:1 ölçekte olacak şekilde kil malzemeden kaplanacaktır. Fakat kil sıradan köpük (strafor) bir malzemeye göre pahalıdır. Bu nedenle köpük altta dolgu malzemesi olarak kullanılır. Köpüğün üzerindeki delikler kilin köpüğe tutunmasını arttırmak için yapılmışlardır.

Kil malzeme külçeler halinde fırında ısıtılır. Bu özel  kil ısıtılınca işlemesi kolay bir malzeme haline gelir ve bu yumuşak haliyle köpük alt yapının üzerine sıvanır.

Kaplanan kil olması gerekenden daha kalın bir katman olarak sıvanır. Kil ortam ısısında 15 dakika içinde sertleşir. Soğuyup sertleşen kile bilgisayarda modellenmiş tasarım CNC makineleri ile aktarılır. Bu safhada model kabaca yontulur. CNC’nin bıraktığı noktadan heykeltraş ve tasarımcılar modeli devralır.

Basit yontma aletleriyle işlenen kil oda sıcaklığında kolayca yontulacak ve şekil verilecek kıvamdadır. Hazır aletler haricinde tasarıma göre akrilik levhalardan kesilip yeni şablonlar da hazırlanabilir.

Hazırlanan kil modeli tozdan korumak için yüzeyi kaplanana kadar korumak gerekir. Ben olsam üzerine ağırlığımı vermezdim ama tahmin edilenden daha katıdır kil.

Ekstra esnek folyolar ile kil kaplanarak istenilen renkte bitmiş bir yüzey haline getirilir.

Bitmiş bir kil model üzerinden ölçü kontrolü yapılıyor….

1:1 çizim v3 1:1 kil model. Kil modelin sol yanına dikkat ederseniz üzerinden kalıp alınıyor…

kaynak: designingdesire

Kavramsal: Volkswagen E-Bugster…

Pazartesi, 23 Ocak 2012

“Volkswagen E-Bugster Konsepti”  Beetle’ın yeni bir versiyonu (redesign) değil, VW’nin tamamen elektrikli yeni otomobili. 7-8 cm. doğranmış tavanı ve 20″ jantları ile dikkat çekmek için tasarlanmış. Tasarımı elektrikli bir otomobilin performans otomobili gibi görünebileceği mesajını veriyor sanki.

VW E-Bugster Konsepti arka koltuk ve bagaj zemini altına monte edilen elektrikli bir motor ve 695 kiloluk lityum-iyon pil ile donatılmış. E-Bugster 160 km.lik menzile sahip ve pillerini 30 dakika içinde %80 seviyesinde şarj eden hızlı şarj cihazı ile satılacak. Elektrikli motoru 114 beygir (85 kW) güç üretiyor.

VW’nin Beetle ve benzerleri modellerin üzerine gitmesi güzel ama bu modeller kavramsal otomobiller veya sınırlı üretilen modeller olarak kalmaz umarım. Yollarda daha fazla böyle tospağalar görmek istiyoruz…

kaynak:  autoblog

Yeni Porsche 911 ve Geçmişten Bugüne Gelişimi…

Cuma, 20 Ocak 2012

Dikkatsiz gözler için bir eski modelle yeni model arasında fazla fark yokmuş gibi görünen,  aslında seneler boyunca bir çok değişiklik gören bir marka 911.  Çok değişti hem de hiç değişmedi diyebileceğimiz bir yüze  sahip. Bu da onu nadir otomobil modellerinden biri yapıyor. İlk modeller o kadar başarılıydı ki yenilerinin farklı bir şey yapmaya ihtiyacı olmadı. Yeni teknolojilere ve konfor taleplerine göre geliştiler ama özde aynı kaldılar.

Kendi DNA’ları bu kadar uzun yıllar boyunca değişmeyince onları görerek büyüyen ve ölen nesillerinde adeta DNA’larına işlendiler. İşte belki de bu nedenle Porsche 911 modellerini bu kadar çok sevdik.

O yumuşak hatları, sempatik yüzleri,  güçlü motorlarıyla ve agresif sürüşleriyle  hiç bir zaman tezat oluşturmadı. 911′ler insanların aklında ve gönlünde her zaman kullanılabilir evcil bir spor otomobil olarak yer etti.

Bir tasarımcı olarak beni çok heyecanlandırıyor böyle sunumlar. Porsche 911′in kimlik gelişimini ilk modellerden bugüne kadar anlatan güzel ve ilginç bir video görmek isterseniz, buyrun:

kaynak: leftlanenews

Kavramsal: Mercedes-Benz Dinamik ve Sezgisel Kontrol Deneyimi (DICE)…

Cuma, 13 Ocak 2012

Mercedes-Benz , artırılmış gerçeklik, tamamen kişiselleştirilebilir bir pano ve hareket tabanlı kontrol ile bir kokpit geleceğini vizyonunu ortaya koyuyor. Ortalıkta bir topuz ya da düğme yok …

Dinamik ve Sezgisel Kontrol Deneyimi (DICE: Dynamic & Intuitive Control Experience ) çeşitli yakınlık sensörleri sayesinde elinizin hareketlerini algılamak üzere çalışıyor. DICE araç içinde kaliteli bir sürüş yaparken bir yandan sosyal medya, internet, müzik sistemi ve navigasyon işlevlerini kontrol etme yeteneği içerir.

Yanınızdaki birine bir şey ifade ederken kullanacağınız el hareketleri bu sistemde yanlış komutları tetikleyebilir ama Mercedes-Benz böyle bir sistemin 20 seneden önce hayata geçmeyeceğini söylüyor zaten.

kaynak: autoblog

Video: “BMW Motorrad”

Çarşamba, 11 Ocak 2012

BMW MOTORRAD from Giorgio Oppici on Vimeo.

kaynak: derestricted

Bisiklet İçin Yardımcı Güç: Ridekick Akülü Römork…

Perşembe, 29 Aralık 2011

15 saniye içinde herhangi bir bisiklete monte edilebilen, 500 Wattlık bir elektrik motoru olan Ridekick yalaşık 700 Dolarlık bir yardımcı. Küçük bir depolama hacmi olan römork, saatte 30 km. hızla gidebiliyor ve 13-19 km. arası menzile sahip.

kaynak: likecool

Vizörde Buğu Önleyici Folyo İşe Yarıyor mu…

Çarşamba, 28 Aralık 2011

Çizilen vizörümü değiştirince karşı karşıya kaldığım buğulanma sorunu bu soğuk havalarla birlikte emniyeti tehdit edecek düzeye varınca çare aramaya başladım. İlk önerilen şey bu buğu önleyici folyo oldu.

Folyoyu vizörün tüm yüzeyine kaplayıp fazlasını keseceğim dikdörtgen bir şey olarak beklerken, yalnızca kenarlarında yapışkan olan ve belli bir formu olan bir asetat parçası olarak geldi. Folyo gibi esnek olmadığı için yüzeye tam oturmadı da, bu canımı sıktı biraz. Görüş açıma dikkat ederek folyoyu (asetat yerine folyo diyorum nedense) vizörün en üst noktasına yakın yapıştırıyorum.

Gözlük çerçevesi gibi ilk etapta kenarları rahatsız edebilir gibi geliyor ve işe yarayacak mı bilmiyorum, test edince yazıya ekleyeceğim. Vizörün yüzeyine tam oturmadığı ve biraz kırışık durduğu için umarın rahatsız edici yansımalar yapmaz diye umut ediyorum.

Bu nasıl buğu önleyecek diye kafa yoracak olursak. Benim tahminim yüzeye yapışmaması sayesinde arada olan hava sayesinde ısı-cama benzer bir etki oluşturuyor olabilir diye düşünüyorum. Çünkü eski vizörümdeki buğu önleyici 2. katman vizör camı bana böyle çalıştığı fikrini veriyor…

Ha bunu nereden alırız derseniz:  http://www.feyizoglu.com/Pinlock-Fine-Vision-Universal-Kask-Bugu-onleyici-seffaf-_46524.html#0

 

Yazıya Ek:

Sonunda doğru dürüst test edebildim ve sonuç: İşe yarıyor gibi…

Gibisi şu, hava soğuk ve giderken hava alan kaskın içinde soluğunuzun buharı birikmiyor. Zaten bunu yapıştırmadan önce de böyleydi. Fakat bir duraklamada, ışıklarda filan beklerken 5-10 sn. sonra buhar birikmeye başlıyor. Eğer bekleme uzun ise 30-40 sn. sonra vizörün içi buhar kaplanıyor. Tek farkı bununla biraz daha az kaplanıyor olması, önünüzü görüyorsunuz yani.

Her halükarda ben durunca vizörü açmayı tercih ettim. Sürüşün yaklaşık 30. dakikasından sonra (sürüşü gece 1-2 arası yaptım) ısımın düşmesinden midir nedir buğulanma azaldı ve duraklamalarda vizörü açmadan devam edebildim.

Biraz da adamına göre değişeceğini düşündüğüm bir ürün. Motora binmeden önce o kadar sıkı giyimle terlemeye başlamam bile ilk dakikalardaki buğuyu arttırmış olabilir. Şimdilik sökmeyi düşünmüyorum. Fikirlerimde bir değişiklik olursa yine bu yazıya eklerim…

Yazıya Ek 2:

Söküp attım…

Çok soğuk bir gecede sıkı giyinmiş bir şekilde dışarı çıkarken dışarı çıkana kadar biraz terleyince olan oldu. İçi nem dolan kask ile 1-2 dakika içinde vizör buharla kaplandı. Sorun olan şey ise bu buharı silememem ve vizörü açınca da yok olmaması oldu. Sürüşümü tehlikeye atmamak için durdum ve kaskı çıkarttım.

Folyo ile vizör arası buharlanmıştı. Buhar su damlalarına dönüşse de görüş net değil. Tek çare temizlemek için folyoyu sökmek. Folyoyu sökmek için tırnak takacak kenar ararken bir boşluk fark ediyorum. Vizöre iyi yapışmamış bir potluk, buhar buradan girmiş sanırım. Fakat folyoyu daha iyi yapıştırabilir miydim zaten emin değilim. Sökülen folyo çöpe…

Çıkarttığım sonuç:

Folyo iyi yapıştırılırsa, belli bir ısıya kadar işe yarıyor. İşe yaraması adamına göre de değişiyor, terleme miktarı vs. Ayrıca kaskı çok terliyken veya koşturduktan sonra takarsanda sorun çıkartıyor. Ben bu folyoyu en ağır koşullarda kullandığım için bana yetmedi ama fark yaratmadı değil.

Şimdi de buğu önleyici sprey deniyorum…

Zevkli Sürüşler…

Burak Daylan

Video: Land Rover Defender DC100 nasıl tasarlandı…

Çarşamba, 21 Aralık 2011

Frankfurt Motor Show 2011′de ilk defa sunulan Defender, DC100 ve DC 100 Sport (sarı olan) olarak 2 model olarak karşımıza çıktı. Karşımıza çıktı diyorum çünkü şaşırdık. Efsane Defender modelinin böyle teknolojik ve ultra modern hatlarla karşımıza çıkacağını hiç beklemiyorduk.

Her yola gelen Defender sadeliği ve basitliği ile dünyanın en ücra yerlerinde bile sizi yolda bırakmayacak bir araçken yeni modeller oyuncak gibi dokunmaya kıyamazsınız. Hatta fuarda gördüğüm kadarıyla mevcut Defender modellerini modifiye ederek daha konforlu ve lüks hale getirme çabaları bir sektör oluşturmuş. Bu nedenle eminim klasik model hayatına devam ederken bu iki konsept müşteri tepkilerine göre zor bir sınavdan geçecek.

Bu tepkileri talebe çevirmeye çalışan tasarımcı ve mühendisler DC100′lere yüksek teknolojili arazi aracı fonksiyonları yüklemişler. DC100′lerin hangi fikirlerden ortaya çıktığı, nasıl tasarlandığını ve bu teknolojik özelliklerini merak ediyorsanız aşağıdaki video sizi tatmin edecektir.

Defender’lar  kişisel ve özel amaçlı kullanımlar dışında aynı zamanda bir çok ülkenin askeri gücünün bir ekipmanı niteliğinde.  Büyük bir pazar payı olan askeriye için fazla lüks ve kırılgan olan bu “konsept” modeller belki bir “show car” olarak kalacak, belki de farklı bir seçenek olarak üretilecek.

Şimdi gösteri zamanı…

TRANSLOGIC 84: Land Rover Defender DC100 Concepts

kaynak: autoblog

Related Posts with Thumbnails