Kült filmler ve klasik arabalar. Bunlar bazen bir araya gelirler hatta bazen film arabayı klasik yapar, bazen de araba filmi. Bir tuttu mu bunları birbirinden ayırmak imkansız hale gelir. 2. ve 3. filmler gelir, bazen dizi olur bazen de seneler sonra yeni versiyonları çekilir.
Anı eşyaları, oyuncakları üretilir, bazen de böyle posterleri satılır. Grafik Tasarımcısı Dean Walton hafızalarımızı tazeliyor ve uykudaki duygularımızı ateşliyor sanki…
Türkiye’de gösterilen benim hatırladığım bir kaç filmden posterler seçtim ama daha çoğu var sitede.
560 beygir gücünde ikiz-turbo motoru ile yeni M6 500 nm. tork üretiyor. Motor 4.4 lt. hacminde bir V8. Kısaca hızlı bir araç.
Önceki 6 serisi gibi marjinal ve farklı değil ama yeni nesil BMW DNA’sını doğru yansıtıyor. Sıradan bir BMW demek istemiyorum ama kendimi o hisden de kurtaramadım. Bana bir 6 dan çok coupe 5 Serisi gibi görünüyor, çok beğendim o ayrı (:
Saab markasının durumunda olumlu bir iyileşme olmayınca Saab klasikleri koleksiyonerlerin ilgisini çekmeye başladı. Bu resimlerde Amerika’dan bir koleksiyon, onlar buldukça Saab’ları aladursun ben de resimlerini bir blog koleksiyonu niteliğinde yayınlayayım dedim. Bu arada hiç bilmediğim ne hoş modelleri varmış Saab’ın insan gördükçe hüzünleniyor.
Otomotivde tasarımın çizimden sonraki hali 1:5 ve daha sonra 1:1 ölçekli modeller olmuştur. İlk zamanlarda böyle teknolojik killer yoktu. Ustalar yumuşak ahşaplardan kocaman modeller yapıyorlardı. Kalıp alınabilmesi için 1:1 ölçekte bitmiş bir modele her zaman ihtiyaç olmuştur. Bu killerle tasarımcıya çok daha kolay şekil verilen bir malzeme verilmiştir ve esnek folyolarla birleşince, kil bir model prototip gibi görünebilir bu işlerden anlamayana…
Yeni tasarımlar modellenmeden önce 3 boyutlu ölçü kontrolü cihazıyla mevcut ürünler üzerinden referans ölçüler alınır.
Hazırlanan alt yapı üzerine yeni tasarlanacak bölümler 1:1 ölçekte olacak şekilde kil malzemeden kaplanacaktır. Fakat kil sıradan köpük (strafor) bir malzemeye göre pahalıdır. Bu nedenle köpük altta dolgu malzemesi olarak kullanılır. Köpüğün üzerindeki delikler kilin köpüğe tutunmasını arttırmak için yapılmışlardır.
Kil malzeme külçeler halinde fırında ısıtılır. Bu özel kil ısıtılınca işlemesi kolay bir malzeme haline gelir ve bu yumuşak haliyle köpük alt yapının üzerine sıvanır.
Kaplanan kil olması gerekenden daha kalın bir katman olarak sıvanır. Kil ortam ısısında 15 dakika içinde sertleşir. Soğuyup sertleşen kile bilgisayarda modellenmiş tasarım CNC makineleri ile aktarılır. Bu safhada model kabaca yontulur. CNC’nin bıraktığı noktadan heykeltraş ve tasarımcılar modeli devralır.
Basit yontma aletleriyle işlenen kil oda sıcaklığında kolayca yontulacak ve şekil verilecek kıvamdadır. Hazır aletler haricinde tasarıma göre akrilik levhalardan kesilip yeni şablonlar da hazırlanabilir.
Hazırlanan kil modeli tozdan korumak için yüzeyi kaplanana kadar korumak gerekir. Ben olsam üzerine ağırlığımı vermezdim ama tahmin edilenden daha katıdır kil.
Ekstra esnek folyolar ile kil kaplanarak istenilen renkte bitmiş bir yüzey haline getirilir.
Bitmiş bir kil model üzerinden ölçü kontrolü yapılıyor….
1:1 çizim v3 1:1 kil model. Kil modelin sol yanına dikkat ederseniz üzerinden kalıp alınıyor…
“Volkswagen E-Bugster Konsepti” Beetle’ın yeni bir versiyonu (redesign) değil, VW’nin tamamen elektrikli yeni otomobili. 7-8 cm. doğranmış tavanı ve 20″ jantları ile dikkat çekmek için tasarlanmış. Tasarımı elektrikli bir otomobilin performans otomobili gibi görünebileceği mesajını veriyor sanki.
VW E-Bugster Konsepti arka koltuk ve bagaj zemini altına monte edilen elektrikli bir motor ve 695 kiloluk lityum-iyon pil ile donatılmış. E-Bugster 160 km.lik menzile sahip ve pillerini 30 dakika içinde %80 seviyesinde şarj eden hızlı şarj cihazı ile satılacak. Elektrikli motoru 114 beygir (85 kW) güç üretiyor.
VW’nin Beetle ve benzerleri modellerin üzerine gitmesi güzel ama bu modeller kavramsal otomobiller veya sınırlı üretilen modeller olarak kalmaz umarım. Yollarda daha fazla böyle tospağalar görmek istiyoruz…
Dikkatsiz gözler için bir eski modelle yeni model arasında fazla fark yokmuş gibi görünen, aslında seneler boyunca bir çok değişiklik gören bir marka 911. Çok değişti hem de hiç değişmedi diyebileceğimiz bir yüze sahip. Bu da onu nadir otomobil modellerinden biri yapıyor. İlk modeller o kadar başarılıydı ki yenilerinin farklı bir şey yapmaya ihtiyacı olmadı. Yeni teknolojilere ve konfor taleplerine göre geliştiler ama özde aynı kaldılar.
Kendi DNA’ları bu kadar uzun yıllar boyunca değişmeyince onları görerek büyüyen ve ölen nesillerinde adeta DNA’larına işlendiler. İşte belki de bu nedenle Porsche 911 modellerini bu kadar çok sevdik.
O yumuşak hatları, sempatik yüzleri, güçlü motorlarıyla ve agresif sürüşleriyle hiç bir zaman tezat oluşturmadı. 911′ler insanların aklında ve gönlünde her zaman kullanılabilir evcil bir spor otomobil olarak yer etti.
Bir tasarımcı olarak beni çok heyecanlandırıyor böyle sunumlar. Porsche 911′in kimlik gelişimini ilk modellerden bugüne kadar anlatan güzel ve ilginç bir video görmek isterseniz, buyrun:
“TheDRIVER” bu işteki tehlike ve riskleri ortaya koyarken bir yandan da araba kültürü ve yarışının olumlu yönlerini sergilemeyi amaçlayan adrenalin dolu bir animasyon serisidir. “TheDRIVER” trafiğe açık yollarda sorumlu davranışlarıyla başkalarına ilham vermek istiyor.
Seri, Los Angeles sokaklarındaki yasadışı sokak yarışçıları, sarhoş sürücüler ve diğer rahatsız edici karakterleri kahramanımızın büyülü sürüş becerilerine maruz kalarak mağlup olmalarını anlatıyor.
Mercedes-Benz , artırılmış gerçeklik, tamamen kişiselleştirilebilir bir pano ve hareket tabanlı kontrol ile bir kokpit geleceğini vizyonunu ortaya koyuyor. Ortalıkta bir topuz ya da düğme yok …
Dinamik ve Sezgisel Kontrol Deneyimi (DICE: Dynamic & Intuitive Control Experience ) çeşitli yakınlık sensörleri sayesinde elinizin hareketlerini algılamak üzere çalışıyor. DICE araç içinde kaliteli bir sürüş yaparken bir yandan sosyal medya, internet, müzik sistemi ve navigasyon işlevlerini kontrol etme yeteneği içerir.
Yanınızdaki birine bir şey ifade ederken kullanacağınız el hareketleri bu sistemde yanlış komutları tetikleyebilir ama Mercedes-Benz böyle bir sistemin 20 seneden önce hayata geçmeyeceğini söylüyor zaten.
Bu konsept tasarım tasarımcı Vincent Montreuil’in 1965 Alfa Giulia GTA’yı esin kaynağı olarak kullanması ve onun garip şeklini yeniden yorumlaması ile ortaya çıkmış. Tasarımın birincil amacı hafiflik (800 kg.) ve araca 200 beygir gücünde bir motor koymayı planlamış, böylece BMW Z4′den daha iyi bir ağırlık güç oranı sağlamaya çalışmış.
Hafiflik ve havanın arabanın üzerinden geçtiği izlenimini veren formlar Giulia’nın ana hatlarını oluşturuyor. Yeni Giulia eskisinden esinlenilmiş olsa da çok az benzerlik içeriyor hatta çizimlerde yan yana görmesek bir bağlantı bile kuramayabiliriz. Ayrıca burun ve arka kısım yeni nesil Alfalardan oldukça farklı ama kesinlikle küçük kırmızı bir İtalyan otomobili…
Frankfurt Motor Show 2011′de ilk defa sunulan Defender, DC100 ve DC 100 Sport (sarı olan) olarak 2 model olarak karşımıza çıktı. Karşımıza çıktı diyorum çünkü şaşırdık. Efsane Defender modelinin böyle teknolojik ve ultra modern hatlarla karşımıza çıkacağını hiç beklemiyorduk.
Her yola gelen Defender sadeliği ve basitliği ile dünyanın en ücra yerlerinde bile sizi yolda bırakmayacak bir araçken yeni modeller oyuncak gibi dokunmaya kıyamazsınız. Hatta fuarda gördüğüm kadarıyla mevcut Defender modellerini modifiye ederek daha konforlu ve lüks hale getirme çabaları bir sektör oluşturmuş. Bu nedenle eminim klasik model hayatına devam ederken bu iki konsept müşteri tepkilerine göre zor bir sınavdan geçecek.
Bu tepkileri talebe çevirmeye çalışan tasarımcı ve mühendisler DC100′lere yüksek teknolojili arazi aracı fonksiyonları yüklemişler. DC100′lerin hangi fikirlerden ortaya çıktığı, nasıl tasarlandığını ve bu teknolojik özelliklerini merak ediyorsanız aşağıdaki video sizi tatmin edecektir.
Defender’lar kişisel ve özel amaçlı kullanımlar dışında aynı zamanda bir çok ülkenin askeri gücünün bir ekipmanı niteliğinde. Büyük bir pazar payı olan askeriye için fazla lüks ve kırılgan olan bu “konsept” modeller belki bir “show car” olarak kalacak, belki de farklı bir seçenek olarak üretilecek.