‘motosiklet / motorcycle’ kategorisi için Arşiv

MovieCarPosters.com

Salı, 14 Şubat 2012

Advanced Firebird

Kült filmler ve klasik arabalar. Bunlar bazen bir araya gelirler hatta bazen film arabayı klasik yapar, bazen de araba filmi. Bir tuttu mu bunları birbirinden ayırmak imkansız hale gelir. 2. ve 3. filmler gelir, bazen dizi olur bazen de seneler sonra yeni versiyonları çekilir.

Anı eşyaları, oyuncakları üretilir, bazen de böyle posterleri satılır. Grafik Tasarımcısı Dean Walton hafızalarımızı tazeliyor ve uykudaki duygularımızı ateşliyor sanki…

Türkiye’de gösterilen benim hatırladığım bir kaç filmden posterler seçtim ama daha çoğu var sitede.

Bee-Otch

Living Beetle

DeLorean Time Machine

Ectomobile

Ferrari Moustache

GMC Van

Ford POS

Greetings Programs

Bridging Vehicle

kaynak: moviecarposters

Kavramsal Proje: S383 ile motosiklet mimarisi değişiyor…

Perşembe, 09 Şubat 2012

Sylvain Berneron S383 ile motosiklet mimarisini nasıl sorguluyor? Öncelikle içten patlamalı motordan kurtularak tabi ki…

Bu bir bitirme projesi ama bir markanın kavramsal projesi seviyesinde başarılı. 1:1 ölçekte kil bir model çalışması yapmak ise müthiş bir çaba sonucu, müthiş bir sonuç sıkartmış.
Bu tasarımda 2 motor var, ön tekerlekte küçük, arka tekerlek merkezinde de daha büyük ve güçlü birer elektrik motoru. Ağırlık merkezi, daha alçak yapısı, pillerinin gövdenin içinde yer alması ve sürücüsünün pozisyonu itibariyle geleneksel bir motora göre çok daha altta.

Geleneksel gidondan kurtularak aynı zamanda sürücünün pozisyonuna büyük etkide bulunulmuş. Ön tekerlek jant etrafında dönen bir sistemine sahip, gidon bu janta bağlı, tekerlek çapları normal bir motordan büyük ve tüm bu unsurların toplamı yeni bir yönlendirme sistemi, daha alçak ağırlık merkezi ve oturma pozisyonunu ortaya çıkartıyor.

S383′de ayrıca bir kaç ileri teknoloji oyuncak da var. Mesela yanlarda değişken hava dirençlerine tepki veren hava frenleri var, aynı yeni nesil savaş jetlerindeki gibi. Mesela hareketli sele ile sürücü tercihine göre ayarlamak ve viraj dinamiklerine göre denge sağlamak gibi…

kaynak: derestricted

İstanbul – Sapanca, İstanbuldere Gezisi…

Pazartesi, 06 Şubat 2012

5 Şubat 2012, günlerden Pazar.

İstanbul’da 10 gündür süren soğuk ve karlı havalar 1-2 günlüğüne ısınmış ve güneş sıcak yüzünü göstermişken bir kaşıntı tutar motorcuyu. Paketlediğim ve güzel bir günde hediye paketi açarcasına açtığım ve temizlediğim motorumla yol yapma vakti.

 

Hem de ne yol, taa Sapanca’ya gideceğiz (gülmeyin ulen acemiyiz işte). En uzun ve şehirler arası ilk yolculuğum. Dönüşte baktım 294 km. yol yapmışım. Tabi tek başıma değilim başka pirelenmiş motosikletli arkadaşlarda bana katılıyor ya da ben  onlara katlıyorum, ilk ben teklif ettim diye bana malolmasın (:

 

katılımcılar kim peki:

Ben, Burak Daylan, Kawasaki ER-6N.

Özgür ve Berrak, Suzuki Vstorm.

Harun, Piaggio Beverly 200.

Ernur, Honda Transalp.

Ve Ece, Ebru ve Tuna veletleri, Peugeot 307 SW.

Sabah 10:00′a doğru yola çıktık ve Göztepe’de Özgür, Berrak ve Harun ile buluşup, Bostancı’dan Ernur’u da alarak sahil yoluna indik. Fulya’da yola çıkarken köprüde biraz üşümüştüm ama artık güneş iyice ısıtıyordu, montun içine sadece tişört giymiş olmama sevindim.

Pendik Marina’da bir kahve molası vererek kendimizi sıcak güneşe teslim ettik. Millet niye montla oturuyor anlamadım ((:

 

Sahil yolu bitince Tuzla’dan TEM’e bağlandık. Rüzgar bile ısınmıştı, hava olabildiğince güzel, tam bir keyif, arada minik gazlamalarla…

İzmit sapağında bir ara durakladık. Yanımdan korna çalarak Özgür geçince gazladım devam ettim, İzmit gişelerden geçerken Özgür OGS yerine KGS’den geçti, ben çabuk geçince ileride durdum bekledim, gelip arkamda durdu. Bir baktım bunlar başka biri, aynı motor, aynı ön ışıklandırmalar, artçı kız ve aynı reflektörlü yelek, konfigürasyon tamamen aynı (((: Hemen gazlayıp ilk dönüşten geri basss…

Sapanca’ya varıyoruz, İstanbuldere Köyü’ne gitmek için asflat yollardan çıkıyoruz. Yollar bozuk, dar ve mıcırlı. Ağaçlar ve tepeler burada güneşi kesiyor ısı düşüyor, bir miktar erimemiş kar bile var çevrede. Bu yol bir yere çıkar mı ki dediğimiz anda İstanbuldere’ye varıyoruz. Kalabalık şaşırtıyor, yaz aylarında tıklım tıklım olur burası.


View İstanbuldere Alabalık evi in a larger map

Yaz aylarında açık teraslarda altından dere, karşından şelale akarken yeşillikler içinde güzel bir yer burası, lokantası ise eh işte. Bazı yerel lezzetler güzel (belki alabalık ama biz köfte yedik, salata güzeldi, bir de güveçte peynir isteyin) ama bazı şeylerde bayağı uyduruk (paçangaya yazık etmişler, kızarmış ekmekle birlikte gelen yağ da bence margarindi böğğ, kızarmış patateslerde önden kızartılmış ısıtılıp gelmişti, oysa ne güzel görünüyorlardı). Çocuklar için kapalı bir oyun odası olması büyük bir artı, 3-4 tane de mama sandalyeleri de var bebekli aileler için ama biz dersimizi aldığımız için her yere kendi mama sandalyelerimizi götürüyoruz. Her şeye rağmen yazın tekrar gelinebilir.

 

 

 

 

 

 

Dönüş yolu, köy yolu da dahil daha kalabalık saatte 15:00 olmuş. Batan güneş gözümüze gözümüze girse de sadece ışık, artık ısı vermiyor, iyi ki montun içine bir şey daha giydim kehkeh.

Hızlı bir sürüşle Kurtköy’e yaklaşırken ve daha 240 km, yapmışken benzin ışığım yanıyor aa. Çok şanslıyım Kurtköy Opet’e 1 km. var (: bu esnada Harun ve Ece (Berrak’ta dönüşte arabada) Özgür ile beni geçiyor. Yine hızlı bir sürüşle onlara yetişiyoruz. köprü sapağında Berrak motora aktarılıyor ve biz köprüye doğru ilerliyoruz. Köprü bağlantısında Harun’un yanından geçiyorum ama kornam çalışmıyor ): bana bakacak diye Tuna’ya çok korna çalmıştım ondan sonra çalışmadı, hep böyle oluyor 3. kornam bu yahu…

 

 

Dönüşte berrak arabada olduğu için bol bol fotoğrafımızı ve videomuzu çekiyor ama videoları montajlamam lazım uzunlar biraz, onları sonra ekleyeceğim yazıya.

İşte ekledim…

Köprüde akıcı oh mis gibi geçiyoruz. Günden geriye veletleri uyumak ve dinlenmek kalıyor, tatlı tatlı belim ağrımış. Erken yatalım.

Neee 13 saat uyumuşum ohh…

 

Kolayı soğuk, dünyayı gezerek tüketiniz…

Burak Daylan (evet gene ben).

Çamurdan tasarım…

Cumartesi, 04 Şubat 2012

Kil (clay) İle Çalışma:

Otomotivde tasarımın çizimden sonraki hali 1:5 ve daha sonra 1:1 ölçekli modeller olmuştur. İlk zamanlarda böyle teknolojik killer yoktu. Ustalar yumuşak ahşaplardan kocaman modeller yapıyorlardı. Kalıp alınabilmesi için 1:1 ölçekte bitmiş bir modele her zaman ihtiyaç olmuştur. Bu killerle tasarımcıya çok daha kolay şekil verilen bir malzeme verilmiştir ve esnek folyolarla birleşince, kil bir model prototip gibi görünebilir bu işlerden anlamayana…

Yeni tasarımlar modellenmeden önce 3 boyutlu ölçü kontrolü cihazıyla mevcut ürünler üzerinden referans ölçüler alınır.

Hazırlanan alt yapı üzerine yeni tasarlanacak bölümler 1:1 ölçekte olacak şekilde kil malzemeden kaplanacaktır. Fakat kil sıradan köpük (strafor) bir malzemeye göre pahalıdır. Bu nedenle köpük altta dolgu malzemesi olarak kullanılır. Köpüğün üzerindeki delikler kilin köpüğe tutunmasını arttırmak için yapılmışlardır.

Kil malzeme külçeler halinde fırında ısıtılır. Bu özel  kil ısıtılınca işlemesi kolay bir malzeme haline gelir ve bu yumuşak haliyle köpük alt yapının üzerine sıvanır.

Kaplanan kil olması gerekenden daha kalın bir katman olarak sıvanır. Kil ortam ısısında 15 dakika içinde sertleşir. Soğuyup sertleşen kile bilgisayarda modellenmiş tasarım CNC makineleri ile aktarılır. Bu safhada model kabaca yontulur. CNC’nin bıraktığı noktadan heykeltraş ve tasarımcılar modeli devralır.

Basit yontma aletleriyle işlenen kil oda sıcaklığında kolayca yontulacak ve şekil verilecek kıvamdadır. Hazır aletler haricinde tasarıma göre akrilik levhalardan kesilip yeni şablonlar da hazırlanabilir.

Hazırlanan kil modeli tozdan korumak için yüzeyi kaplanana kadar korumak gerekir. Ben olsam üzerine ağırlığımı vermezdim ama tahmin edilenden daha katıdır kil.

Ekstra esnek folyolar ile kil kaplanarak istenilen renkte bitmiş bir yüzey haline getirilir.

Bitmiş bir kil model üzerinden ölçü kontrolü yapılıyor….

1:1 çizim v3 1:1 kil model. Kil modelin sol yanına dikkat ederseniz üzerinden kalıp alınıyor…

kaynak: designingdesire

Video: Motosiklet ve Otomobil Drift Savaşları 2…

Pazar, 15 Ocak 2012

“Motorcycle vs. Car Drift Battle 2″, “Icon Motosports” tarafından hazırlanan bir reklam filmi aslında. Başarılı çekimleri ve kurgusu ile eğlence ve adrenalin hat safhada bir kısa film. Tüm viraller böyle olsun (:

kaynak: iconmotosports

Video: “BMW Motorrad”

Çarşamba, 11 Ocak 2012

BMW MOTORRAD from Giorgio Oppici on Vimeo.

kaynak: derestricted

Kutlama: 2012…

Perşembe, 29 Aralık 2011

Bol tasarımlı, çevreci ve akıllı işler 2012′de daha çok olsun. Herkese iyi seneler dilerim.

2011 başında veletlerden uyumalarını dolayısı ile bizi de uyutmalarını diledim, dileğim gerçek oldu. Bu sene yoğun bir iş programı bizi bekliyor, dileğim tüm işlerimizin başarı ile sonuca varması ve biraz da  işlerden vakit bulup motosikletli ve motosikletsiz bol bol gezmemiz  (:

Burak Daylan.

Bisiklet İçin Yardımcı Güç: Ridekick Akülü Römork…

Perşembe, 29 Aralık 2011

15 saniye içinde herhangi bir bisiklete monte edilebilen, 500 Wattlık bir elektrik motoru olan Ridekick yalaşık 700 Dolarlık bir yardımcı. Küçük bir depolama hacmi olan römork, saatte 30 km. hızla gidebiliyor ve 13-19 km. arası menzile sahip.

kaynak: likecool

Ducati’li Noel Baba…

Çarşamba, 28 Aralık 2011

Ducati’den İyi Seneler…

Vizörde Buğu Önleyici Folyo İşe Yarıyor mu…

Çarşamba, 28 Aralık 2011

Çizilen vizörümü değiştirince karşı karşıya kaldığım buğulanma sorunu bu soğuk havalarla birlikte emniyeti tehdit edecek düzeye varınca çare aramaya başladım. İlk önerilen şey bu buğu önleyici folyo oldu.

Folyoyu vizörün tüm yüzeyine kaplayıp fazlasını keseceğim dikdörtgen bir şey olarak beklerken, yalnızca kenarlarında yapışkan olan ve belli bir formu olan bir asetat parçası olarak geldi. Folyo gibi esnek olmadığı için yüzeye tam oturmadı da, bu canımı sıktı biraz. Görüş açıma dikkat ederek folyoyu (asetat yerine folyo diyorum nedense) vizörün en üst noktasına yakın yapıştırıyorum.

Gözlük çerçevesi gibi ilk etapta kenarları rahatsız edebilir gibi geliyor ve işe yarayacak mı bilmiyorum, test edince yazıya ekleyeceğim. Vizörün yüzeyine tam oturmadığı ve biraz kırışık durduğu için umarın rahatsız edici yansımalar yapmaz diye umut ediyorum.

Bu nasıl buğu önleyecek diye kafa yoracak olursak. Benim tahminim yüzeye yapışmaması sayesinde arada olan hava sayesinde ısı-cama benzer bir etki oluşturuyor olabilir diye düşünüyorum. Çünkü eski vizörümdeki buğu önleyici 2. katman vizör camı bana böyle çalıştığı fikrini veriyor…

Ha bunu nereden alırız derseniz:  http://www.feyizoglu.com/Pinlock-Fine-Vision-Universal-Kask-Bugu-onleyici-seffaf-_46524.html#0

 

Yazıya Ek:

Sonunda doğru dürüst test edebildim ve sonuç: İşe yarıyor gibi…

Gibisi şu, hava soğuk ve giderken hava alan kaskın içinde soluğunuzun buharı birikmiyor. Zaten bunu yapıştırmadan önce de böyleydi. Fakat bir duraklamada, ışıklarda filan beklerken 5-10 sn. sonra buhar birikmeye başlıyor. Eğer bekleme uzun ise 30-40 sn. sonra vizörün içi buhar kaplanıyor. Tek farkı bununla biraz daha az kaplanıyor olması, önünüzü görüyorsunuz yani.

Her halükarda ben durunca vizörü açmayı tercih ettim. Sürüşün yaklaşık 30. dakikasından sonra (sürüşü gece 1-2 arası yaptım) ısımın düşmesinden midir nedir buğulanma azaldı ve duraklamalarda vizörü açmadan devam edebildim.

Biraz da adamına göre değişeceğini düşündüğüm bir ürün. Motora binmeden önce o kadar sıkı giyimle terlemeye başlamam bile ilk dakikalardaki buğuyu arttırmış olabilir. Şimdilik sökmeyi düşünmüyorum. Fikirlerimde bir değişiklik olursa yine bu yazıya eklerim…

Yazıya Ek 2:

Söküp attım…

Çok soğuk bir gecede sıkı giyinmiş bir şekilde dışarı çıkarken dışarı çıkana kadar biraz terleyince olan oldu. İçi nem dolan kask ile 1-2 dakika içinde vizör buharla kaplandı. Sorun olan şey ise bu buharı silememem ve vizörü açınca da yok olmaması oldu. Sürüşümü tehlikeye atmamak için durdum ve kaskı çıkarttım.

Folyo ile vizör arası buharlanmıştı. Buhar su damlalarına dönüşse de görüş net değil. Tek çare temizlemek için folyoyu sökmek. Folyoyu sökmek için tırnak takacak kenar ararken bir boşluk fark ediyorum. Vizöre iyi yapışmamış bir potluk, buhar buradan girmiş sanırım. Fakat folyoyu daha iyi yapıştırabilir miydim zaten emin değilim. Sökülen folyo çöpe…

Çıkarttığım sonuç:

Folyo iyi yapıştırılırsa, belli bir ısıya kadar işe yarıyor. İşe yaraması adamına göre de değişiyor, terleme miktarı vs. Ayrıca kaskı çok terliyken veya koşturduktan sonra takarsanda sorun çıkartıyor. Ben bu folyoyu en ağır koşullarda kullandığım için bana yetmedi ama fark yaratmadı değil.

Şimdi de buğu önleyici sprey deniyorum…

Zevkli Sürüşler…

Burak Daylan

İstanbul Uyurken Gezileri: 2…

Pazartesi, 12 Aralık 2011

10 Aralık 2011 Cumartesi, saat sabah 5:00. Hazırlık ve giyinmek için 30 dakika, Fulya’dan Caddebostan’a gitmek için 30 dakika. Hergele ve Azze son anda gelemiyor Beşiktaş’da durmak yok…

6:00′da Caddebostan migros önünde Özgür ve Berrak’la buluşuyorum ve yola çıkıyoruz. Tuzla’ya sahil yolundan gidiyoruz, geniş yol ve adalar manzarası sadece bize ait.

Sahil yolunun bitiminde bizi vinçler karşılıyor. Bir yönde gün doğarken diğer yönde büyük bir kayısı gibi görülen ay batıyor.

Bu sefer hazırlıklıyım, yanımda tripod var…

Berrak ve Özgür, o fotoğrafı istiyorum (:

Birazda ben…

Sahil yolundan sonra tersanelerin arkalarından Tuzla İskelesine varıyoruz.

Minik tekneler dolu denizde İTÜ’nün eğitim/araştırma gemisi dev gibi görünüyor.

Motosikletliler bir masaya sığmaz.

Saat 7:00 olmuş ama yalnızca börekçiler açık, bizim için farkeder mi… hayır tabi ki, şlop (:

Farklı motor bulunca bir bakmak lazım, gelenektendir…

Sahildeki kafeler açılana kadar ara sokaklarda turladık, Berrak bol bol video kaydı yaptı ve sonra Manastır iskele’de çay/kahve keyfine devam ettik.

Ve dönüş.  Bağdat Caddesi’ne kadar aynı yollardan gittik, trafik yoğunlaşmaya başlamıştı. Bağdat Caddesinde ise sıkıcı denecek kadar yoğundu.  Selami Çeşme civarında Özgür ve Berrak’la vedalaştıktan sonra hızlı bir sürüşle Fulya’ya geri döndüm.

O gün tekrar Caddebosta’na gidecektim ve sürpriz bir şekilde ilk artçılı sürüşümü gerçekleştirecektim…

İlk gezi: http://www.burakarub.com/istanbul-uyurken-gezileri-1/

Öncü geziler: http://www.burakarub.com/istanbul-uyurken/

İstanbul gece bir başka güzel, gelin gezelim (:

Burak Daylan.

Related Posts with Thumbnails